DEĞERLİ VE YARI DEĞERLİ TAŞLARIN OLUŞUMU

GİRİŞ Tarih öncesi çağlardan günümüze kadar her dönemde insanlığın ilgisini çeken ve “değerli taş” olarak adlandırılan renkli, ışıltılı taşlar, çeşitli özellikleri ile farklı anlamlar kazanmışlardır. İnsanoğlunun değerli saydığı nesneleri krallara, soylulara armağan etmeye yatkınlığı nedeniyle bu taşlara anlamlar yüklenmeye başlanmıştır. Hayatımızın neredeyse her alanında karşımıza çıkan bu ışıltılı konuyu araştırdık ve öğrendiklerimizi sizlerle paylaşmak istedik. Bilgilerinize katkıda bulunmak dileklerimizle… 3 MADENE GENEL BAKIŞ Maden, yer kabuğunun iç ve dış doğal etkenleriyle oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan minerallere verilen addır. Ülke ekonomisi gelişimi ve kalkınmasında önemli rol oynar. Maden bakımından zengin ülkelerin madenleri işlemesi ve pazarlanması ekonomiye büyük fayda sağlar. DEĞERLİ TAŞLARIN OLUŞUMU Tüm değerli GİRİŞ

Tarih öncesi çağlardan günümüze kadar her dönemde insanlığın ilgisini çeken ve “değerli

taş” olarak adlandırılan renkli, ışıltılı taşlar, çeşitli özellikleri ile farklı anlamlar kazanmışlardır.

İnsanoğlunun değerli saydığı nesneleri krallara, soylulara armağan etmeye yatkınlığı

nedeniyle bu taşlara anlamlar yüklenmeye başlanmıştır.

Hayatımızın neredeyse her alanında karşımıza çıkan bu ışıltılı konuyu araştırdık ve

öğrendiklerimizi sizlerle paylaşmak istedik.

Bilgilerinize katkıda bulunmak dileklerimizle…

3

MADENE GENEL BAKIŞ

Maden, yer kabuğunun iç ve dış doğal etkenleriyle oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan

minerallere verilen addır. Ülke ekonomisi gelişimi ve kalkınmasında önemli rol oynar.

Maden bakımından zengin ülkelerin madenleri işlemesi ve pazarlanması ekonomiye büyük

fayda sağlar.

DEĞERLİ TAŞLARIN OLUŞUMU

Tüm değerli taşların kökeni, yeryüzü çekirdeğinin sürekli hareket halindeki ve daima dış

yüzeye ulaşmaya çalışan erimiş magmasına dayanır.

Bu kızgın kütlenin sadece küçük bir kısmı volkanik faaliyet ve lav akışı meydana getirir ve

magma, çoğunlukla gezegenin alt tabakasındaki yeraltı çatlaklarına akar.

Bu erimiş kaya ve mineraller kütlesine, kaynayan sular, buhar ve gazlar da eşlik eder.

Bunlar soğurken bu yarıklarda biriken birçok mineralle birleşerek, kristalleri ve değerli taşları

meydana getirirler.

Oluşum ve gelişimlerini milyonlarca yılda tamamlayan bu değerli taşlar, sürekli olarak

içlerine, güçlü elektromanyetik enerji de depolarlar.

Tarih öncesi çağlardan günümüze kadar her dönemde insanlığın ilgisini çeken ve “değerli

taş” olarak adlandırılan renkli, ışıltılı taşlar, çeşitli özellikleri ile farklı anlamlar kazanmışlardır.

İnsanoğlunun değerli saydığı nesneleri krallara, soylulara armağan etmeye yatkınlığı

nedeniyle bu taşlara anlamlar yüklenmeye başlanmıştır.

NEDİR TAŞLARI DEĞERLİ KILAN, DİĞERLERİNDEN AYIRAN?

Değerli taşlar, doğada sayısı 3 bini bulan minerallerin çeşitli yollarla kesilip parlatıldıktan

sonra çekici olabilenleri olarak tanımlanır.

İnorganik olan minerallere ek olarak, İnci, Mercan, Sedef gibi organik kökene sahip doğal

maddeler de değerli taş kabul edilir.

Bir taşın“Değerli taş ya da süs taşı” sıfatını alabilmesi için sahip olması gereken üç özellik

vardır:

  • Güzellik
  • Duraylılık
  • Nadirlik.

Değerli taşların birçoğu bu kriterlerden birkaçını bir arada bulundururken, şeffaf olmayan

Turkuvaz ve Malahit gibi taşlarda güzellik, sadece renkleri ile tanımlanır.

Bu görecelilik nedeniyle 70’e yakın değerli taş grubuna giren mineralden sadece 20 kadarı

yaygın olarak biliniyor.

4

Güzellik

Oldukça göreceli bir kavramdır. Kimine göre taşın şeffaflığı onu güzel yaparken, kimine göre

de güzellik taşın rengine, parlaklığına ya da kesilişine bağlıdır.

Duraylılık

Değerli taşların farklı olmasını sağlayan diğer bir özellik olan duraylılık ise taşın sertliğine,

kırılganlığına, darbelere ve dış etkenlere karşı dayanımına bağlıdır. Bir mineralin sertliğinin

yüksek olması, o mineralin değerli taş olarak kabul edilebilmesinin en önemli kriteridir.

Kesildiği, parlatıldığı zaman çoğu değerli taştan daha çekici görünümlere bürünen mineraller

vardır; ama sertliklerinin düşük olmaları onların değerli kabul edilmelerini engeller.

Bu şanssız minerallere örneklerden biri de Jips’tir; kesildiğinde oldukça güzel bir görüntü

sergileyen, ama tırnakla çizilebilecek kadar düşük bir sertlik derecesine sahip olan bir taş

değerli kabul edilip süs eşyası olarak kullanılamaz.

Bir taşın sertliğinin yüksek olması, kolay kolay çizilememesi, onun kolay kırılmayacağı

anlamına gelmez. Elmas bilinen en sert mineraldir; ancak kenarları, köşeleri boyunca

kırılmalara oldukça yatkındır. Tabii bu yatkınlık Elmas’ın nadirliğinin karşısında değerini

düşürmeye yetmiyor.

Nadirlik

Sıradan minerallere değer katan en önemli unsur, doğada ender bulunmalarıdır. İnsanlığın

tarihi boyunca nadir olana ilgisi burada da kendini açıkça gösterir. Dünya üzerinde yılda

binlerce kıratlık Elmas üretiminin yalnızca birkaç yüz kıratının Pembe Elmas olması, Pembe

Elmas’ı Renksiz Elmas’tan daha değerli hale getirmiştir.

Bu duruma verilebilecek bir diğer örnek de Ametist’tir. 18. yüzyılın sonuna kadar

günümüzdeki Elmas kadar değerli olan Ametist (mor renkli bir Kuvars minerali), 19. yüzyılda

Brezilya’da geniş Ametist yataklarının bulunmasıyla değerini yitirmiştir.

Değerli taşların güzellikleri kesiliş şekilleri ile doğrudan ilgilidir. Renkleri, sergiledikleri ışık

oyunları yanlış bir kesim şekli ile algılanamayabilir ve aslında çok etkileyici olabilecekken

sıradan bir mineral olarak kalabilirler. Yaygın olarak iki kesim yöntemi kullanılır:

  1. Kaboşon kesim
  2. Fasetli kesim.

5

Kaboşon Kesim

Taşın bir, kimi zaman da iki yüzeyine birden dış bükeylik verilmesi ile elde edilir. Şeffaf

olmayan taşlarda tercih edilen bu kesim ile taşın renk ve ışık özellikleri tamamen ortaya

serilebilir.

Fasetli Kesim

Diğer bir kesim ise genelde şeffaf taşlarda kullanılan fasetli kesimdir.

Bu kesim değerli taşın, gelen ışığı çeşitli yönlerde dağıtması için yapılır ve sonuç olarak taş

birçok yüzeye sahip olacak şekilde kesilir.

Özellikle Elmas’ta kullanılan bu kesimin en yaygın şekli taşın 58 yüzeye sahip olduğu pırlanta

kesimidir. Pırlanta bir mineral adı değil, sadece bir kesim şeklidir.

DEĞERLİ TAŞLARDA RENK

Değerli taşlarda güzelliğin esası olan renk, farklı sebeplere bağlı olarak gelişebilir. Renk,

kristalin, ışığın belli dalga boylarını soğurması ile ortaya çıkar.

Dalgalar mineralin üzerine düştüğü zaman bazı dalga boyları soğurulur, geriye kalan dalgalar

göz tarafından algılanır ve böylece mineralin rengi belirir; örneğin mavi mineraller uzun dalga

boylarını (kırmızı) soğururken, kırmızı mineraller ise kısa dalga boylarını soğururlar.

Hiçbir dalga boyu soğurulmadığında ise mineral şeffaf gözükür.

BİR KRİSTALİ ARINDIRMA – İŞLEME

Gereksiniminize uygun bir kaya kristalini seçtikten sonra, onu herhangi bir amaçla

kullanmadan önce, belirli hazırlık aşamalarından geçirmeniz gerekir:

Temizleme

İlk olarak kristalin fiziksel olarak temizlenip arındırılmasıdır. Kristaller ilk kazılıp

çıkarıldıklarında üzerlerinde çeşitli mineral madde şekillerinden oluşan bir kabuk bulunur. Bu

kabuğun giderilmesi için kristal, oksalik asit banyosuna yatırılır.

Deniz Tuzunda Bekletme

İkinci olarak oksalit asit artıklarıyla birlikte, istenmeyen titreşimleri yok etmek için, kristal

birkaç gün boyunca doğal deniz tuzunun içinde tutulur. Kristal, deniz tuzu yatağından parlak

ve temiz bir biçimde çıkar.

Durulama

Üçüncü işlem ise, kristalin soğuk ve temiz bir suda durulanmasıdır.

6

BAZI DEĞERLİ TAŞLAR, İŞLENMİŞ HALLERİ VE ÖZELLİKLERİ

LÜLE TAŞI

Dünyanın en kaliteli Lüle taşı ülkemizde bulunmaktadır. Hafif ve parlak yüzeyli bir taştır.

Küçük süs eşyaları, takı ve pipo yapımında kullanılır.

56 milyon ton rezervimiz vardır. Lüle taşı ülkemizde Eskişehir’den çıkarılmaktadır.

OLTU TAŞI

Küçük süs eşyaları ve tespih yapımında kullanılır. Oltu taşı, ülkemizde Erzurum’un Oltu

ilçesinden çıkarılmaktadır.

Bölgede 600 civarında Oltu taşı çıkarılan ocak vardır.

ELMAS

Elmas ile pırlanta aynı ham maddedir. Toprak altından çıkan madene ham elmas (veya

elmas) denir. Ham elmas işlendikten ve mücevher için özel “pırlanta kesimleri” ile

traşlandıktan sonra pırlanta adını alır.

Genel olarak pırlanta kesim, elmas kesime göre daha değerlidir.

Ham elmas, çok yüksek basınç (70 000 kg/cm3) ve sıcaklıklarda (2000 °C) kristalleşen

karbondan oluşur. Bu tür bir ortam ancak 150-200 km derinliklerde mevcuttur ve ham elmas

bu derinliklerde oluşmaktadır.Daha sonra, volkanik patlamalarla ham elmaslar yeryüzüne

doğru itilirler. İçinde ham elmas bulunan volkanik maddelere “kimberlit” ve “lamproit“

denilmektedir.

Elmas dünyanın en sert maddesidir, elması elmastan başka bir şey kesemez ve zamana

meydan okur. Milyarlarca yıl önce oluşmuştur. En genç elmas ortalama 900 milyon en yaşlı

elmas ortalama 3,2 milyar yıl yaşındadır. Doğanın mucizesidir.

Elmas Madenciliği ve İşlenmesi

18.Yüzyıla kadar Hindistan dünyanın tek ham elmas kaynağıydı. 19. Yüzyılın ikinci yarısında,

ilk ham elmas Afrika’da bulundu.

Şu anda başlıca elmas üreticisi ülkeler arasında Avusturalya, Zaire, Rusya, Botswana,

Güney Afrika sayılabilir.

Ham elmas çıkarma yöntemleri, ham elmasın kendini yerin yüzeyine ne şekilde gösterdiğine

bağlı olarak değişmektedir. Kimberlit hatlarının çıkarılması için çukur açma yöntemi ya da

“yeraltı madenciliği” gerekmektedir.

7

Kimberlit parçasından erozyon yoluyla kurtulan elmas kristalleri nehirlerle taşınır. Buna

“alüvyal madencilik” denir.

Kumlu kıyı katmanlarının kullanılması ise açık teras yapısıyla olmaktadır ki buna da “deniz

madenciliği” denir.

Ham elmas bulmak büyük endüstriyel operasyonların sonucu olabileceği gibi, küçük ölçekli

manuel yöntemler de mevcuttur. Bir karat pırlanta için ortalama 250 ton kaya, kum ve çakılın

çıkarılması gerekir. Dünyadaki yıllık üretim 100 milyon karata eşittir ki bunun sadece yaklaşık

%50’si mücevher kalitesindedir.

Ham elmas son şeklini ve parlaklığını alana kadar bir dizi işlemden geçer. Hiçbir ham elmas

bir diğerine benzemez. Bu yüzden ham elması en avantajlı bir biçimde işlemek için ayrıntılı

olarak incelemek ve en iyi berraklığı en az ağılırlık kaybıyla elde etmeye çalışmak gerekir.

Ham elmasın işlenmesi sırasıyla şu adımlarla olur :

- işaretleme,

- yarma,

- kesme,

- şekillendirme ve

-taşın yüzeyinde fasetler (traş edilmiş değerli taşların yüzü) oluşturmak.

AMETİST (AMETHYST)

Ametist kelimesi Yunanca “amethystos” denen “sarhoş değil” kelimesinden gelir.

Budistler taşın meditasyona yardımcı olduğunu düşünürler ve Tibet’de tespihle yapılan

dualarda Ametist taşı kullanılır.

Asil mor rengiyle yıllarca kral ve kraliçelerin favori taşlarından biri olan ametist, fiyat olarak

çok pahalı bir taş değildir. Renginin zenginliği ve taşın dayanıklılığı sayesinde en popüler

taşlar arasındadır.

AKUAMARİN (AQUAMARİNE)

İsmini deniz suyundan almıştır ve soluk maviden orta koyuluktaki maviye kadar giden bir

renk yelpazesi vardır. Daha koyu renkleri daha değerlidir. Açık renk ve berrak bir taş

olduğundan, taşın içerisindeki lekeler rahat görünür. Bu yüzden içi temiz taşlar daha

makbuldur.

Efsanelere göre, akuamarinin deniz kızlarının hazinesi olduğu ve denizcileri denizde

koruduğu söylenir.

ZÜMRÜT (EMERALD)

Zümrüt aşk ve yeni doğumu sembolize eder. Zekayı ve kalbi açık tuttuğu söylenir. Eski

Mısır’da firavunlar boyunlarında zümrütle gömülürlerdi, taşın sonsuz gençliği sembolize

ettiğine inanılırdı. Zümrüt Cleopatra’nın en favori yarı değerli taşıydı.

8

En değerli zümrüt taşları parlak, baharda yağmurdan sonraki çimlerin rengindeki yeşildir.

Zümrütün iç kısmının lekesiz olması çok çok nadir ve bulunması çok zor olduğundan dolayı,

bazı lekeler taşın değerinde azalma yaratmaz.

Zümrüt, yakut, pembe ve kırmızı turmalin doğada lekeli bulunur ve lekesiz bu taşları bulmak

çok zordur, sadece görece olarak daha az lekeli olanlar daha değerlidir…

YAKUT (RUBY)

Safirle birlikte corundum minerali ailesi üyesi olan yakut, eski dillerden olan Sanskritçe’de

taşların kralı anlamına gelen ratnaraj denirdi.

En makbul renkleri canlı, koyu kırmızılardır.

SAFİR (SAPPHİRE)

Asalet ve sadakatı simgelediği söylenen ve yakutla bilirlikte corundum minerali ailesi üyesi

olan safir, doğada genellikle mavi renk ve tonlarında bulunur. Safir, kırmızı hariç tüm

renklerde doğada görülebilir. Sadece kırmızı renkli bulunmazlar, kırmızı renkli olanlara yakut

denir.

Persliler, dünyanın kocaman bir safir taşa dayandığını ve taştan gelen yansımayla havanın taşların kökeni, yeryüzü çekirdeğinin sürekli hareket halindeki ve daima dış yüzeye ulaşmaya çalışan erimiş magmasına dayanır. Bu kızgın kütlenin sadece küçük bir kısmı volkanik faaliyet ve lav akışı meydana getirir ve magma, çoğunlukla gezegenin alt tabakasındaki yeraltı çatlaklarına akar. Bu erimiş kaya ve mineraller kütlesine, kaynayan sular, buhar ve gazlar da eşlik eder. Bunlar soğurken bu yarıklarda biriken birçok mineralle birleşerek, kristalleri ve değerli taşları meydana getirirler. Oluşum ve gelişimlerini milyonlarca yılda tamamlayan bu değerli taşlar, sürekli olarak içlerine, güçlü elektromanyetik enerji de depolarlar. Tarih öncesi çağlardan günümüze kadar her dönemde insanlığın ilgisini çeken ve “değerli taş” olarak adlandırılan renkli, ışıltılı taşlar, çeşitli özellikleri ile farklı anlamlar kazanmışlardır. İnsanoğlunun değerli saydığı nesneleri krallara, soylulara armağan etmeye yatkınlığı nedeniyle bu taşlara anlamlar yüklenmeye başlanmıştır. NEDİR TAŞLARI DEĞERLİ KILAN, DİĞERLERİNDEN AYIRAN? Değerli taşlar, doğada sayısı 3 bini bulan minerallerin çeşitli yollarla kesilip parlatıldıktan sonra çekici olabilenleri olarak tanımlanır. İnorganik olan minerallere ek olarak, İnci, Mercan, Sedef gibi organik kökene sahip doğal maddeler de değerli taş kabul edilir. Bir taşın“Değerli taş ya da süs taşı” sıfatını alabilmesi için sahip olması gereken üç özellik vardır: • Güzellik • Duraylılık • Nadirlik. Değerli taşların birçoğu bu kriterlerden birkaçını bir arada bulundururken, şeffaf olmayan Turkuvaz ve Malahit gibi taşlarda güzellik, sadece renkleri ile tanımlanır. Bu görecelilik nedeniyle 70’e yakın değerli taş grubuna giren mineralden sadece 20 kadarı yaygın olarak biliniyor. 4 Güzellik Oldukça göreceli bir kavramdır. Kimine göre taşın şeffaflığı onu güzel yaparken, kimine göre de güzellik taşın rengine, parlaklığına ya da kesilişine bağlıdır. Duraylılık Değerli taşların farklı olmasını sağlayan diğer bir özellik olan duraylılık ise taşın sertliğine, kırılganlığına, darbelere ve dış etkenlere karşı dayanımına bağlıdır. Bir mineralin sertliğinin yüksek olması, o mineralin değerli taş olarak kabul edilebilmesinin en önemli kriteridir. Kesildiği, parlatıldığı zaman çoğu değerli taştan daha çekici görünümlere bürünen mineraller vardır; ama sertliklerinin düşük olmaları onların değerli kabul edilmelerini engeller. Bu şanssız minerallere örneklerden biri de Jips’tir; kesildiğinde oldukça güzel bir görüntü sergileyen, ama tırnakla çizilebilecek kadar düşük bir sertlik derecesine sahip olan bir taş değerli kabul edilip süs eşyası olarak kullanılamaz. Bir taşın sertliğinin yüksek olması, kolay kolay çizilememesi, onun kolay kırılmayacağı anlamına gelmez. Elmas bilinen en sert mineraldir; ancak kenarları, köşeleri boyunca kırılmalara oldukça yatkındır. Tabii bu yatkınlık Elmas’ın nadirliğinin karşısında değerini düşürmeye yetmiyor. Nadirlik Sıradan minerallere değer katan en önemli unsur, doğada ender bulunmalarıdır. İnsanlığın tarihi boyunca nadir olana ilgisi burada da kendini açıkça gösterir. Dünya üzerinde yılda binlerce kıratlık Elmas üretiminin yalnızca birkaç yüz kıratının Pembe Elmas olması, Pembe Elmas’ı Renksiz Elmas’tan daha değerli hale getirmiştir. Bu duruma verilebilecek bir diğer örnek de Ametist’tir. 18. yüzyılın sonuna kadar günümüzdeki Elmas kadar değerli olan Ametist (mor renkli bir Kuvars minerali), 19. yüzyılda Brezilya’da geniş Ametist yataklarının bulunmasıyla değerini yitirmiştir. Değerli taşların güzellikleri kesiliş şekilleri ile doğrudan ilgilidir. Renkleri, sergiledikleri ışık oyunları yanlış bir kesim şekli ile algılanamayabilir ve aslında çok etkileyici olabilecekken sıradan bir mineral olarak kalabilirler. Yaygın olarak iki kesim yöntemi kullanılır: 1. Kaboşon kesim 2. Fasetli kesim. 5 Kaboşon Kesim Taşın bir, kimi zaman da iki yüzeyine birden dış bükeylik verilmesi ile elde edilir. Şeffaf olmayan taşlarda tercih edilen bu kesim ile taşın renk ve ışık özellikleri tamamen ortaya serilebilir. Fasetli Kesim Diğer bir kesim ise genelde şeffaf taşlarda kullanılan fasetli kesimdir. Bu kesim değerli taşın, gelen ışığı çeşitli yönlerde dağıtması için yapılır ve sonuç olarak taş birçok yüzeye sahip olacak şekilde kesilir. Özellikle Elmas’ta kullanılan bu kesimin en yaygın şekli taşın 58 yüzeye sahip olduğu pırlanta kesimidir. Pırlanta bir mineral adı değil, sadece bir kesim şeklidir. DEĞERLİ TAŞLARDA RENK Değerli taşlarda güzelliğin esası olan renk, farklı sebeplere bağlı olarak gelişebilir. Renk, kristalin, ışığın belli dalga boylarını soğurması ile ortaya çıkar. Dalgalar mineralin üzerine düştüğü zaman bazı dalga boyları soğurulur, geriye kalan dalgalar göz tarafından algılanır ve böylece mineralin rengi belirir; örneğin mavi mineraller uzun dalga boylarını (kırmızı) soğururken, kırmızı mineraller ise kısa dalga boylarını soğururlar. Hiçbir dalga boyu soğurulmadığında ise mineral şeffaf gözükür. BİR KRİSTALİ ARINDIRMA – İŞLEME Gereksiniminize uygun bir kaya kristalini seçtikten sonra, onu herhangi bir amaçla kullanmadan önce, belirli hazırlık aşamalarından geçirmeniz gerekir: Temizleme İlk olarak kristalin fiziksel olarak temizlenip arındırılmasıdır. Kristaller ilk kazılıp çıkarıldıklarında üzerlerinde çeşitli mineral madde şekillerinden oluşan bir kabuk bulunur. Bu kabuğun giderilmesi için kristal, oksalik asit banyosuna yatırılır. Deniz Tuzunda Bekletme İkinci olarak oksalit asit artıklarıyla birlikte, istenmeyen titreşimleri yok etmek için, kristal birkaç gün boyunca doğal deniz tuzunun içinde tutulur. Kristal, deniz tuzu yatağından parlak ve temiz bir biçimde çıkar. Durulama Üçüncü işlem ise, kristalin soğuk ve temiz bir suda durulanmasıdır. 6 BAZI DEĞERLİ TAŞLAR, İŞLENMİŞ HALLERİ VE ÖZELLİKLERİ LÜLE TAŞI Dünyanın en kaliteli Lüle taşı ülkemizde bulunmaktadır. Hafif ve parlak yüzeyli bir taştır. Küçük süs eşyaları, takı ve pipo yapımında kullanılır. 56 milyon ton rezervimiz vardır. Lüle taşı ülkemizde Eskişehir’den çıkarılmaktadır. OLTU TAŞI Küçük süs eşyaları ve tespih yapımında kullanılır. Oltu taşı, ülkemizde Erzurum’un Oltu ilçesinden çıkarılmaktadır. Bölgede 600 civarında Oltu taşı çıkarılan ocak vardır. ELMAS Elmas ile pırlanta aynı ham maddedir. Toprak altından çıkan madene ham elmas (veya elmas) denir. Ham elmas işlendikten ve mücevher için özel “pırlanta kesimleri” ile traşlandıktan sonra pırlanta adını alır. Genel olarak pırlanta kesim, elmas kesime göre daha değerlidir. Ham elmas, çok yüksek basınç (70 000 kg/cm3) ve sıcaklıklarda (2000 °C) kristalleşen karbondan oluşur. Bu tür bir ortam ancak 150-200 km derinliklerde mevcuttur ve ham elmas bu derinliklerde oluşmaktadır.Daha sonra, volkanik patlamalarla ham elmaslar yeryüzüne doğru itilirler. İçinde ham elmas bulunan volkanik maddelere “kimberlit” ve “lamproit“ denilmektedir. Elmas dünyanın en sert maddesidir, elması elmastan başka bir şey kesemez ve zamana meydan okur. Milyarlarca yıl önce oluşmuştur. En genç elmas ortalama 900 milyon en yaşlı elmas ortalama 3,2 milyar yıl yaşındadır. Doğanın mucizesidir. Elmas Madenciliği ve İşlenmesi 18.Yüzyıla kadar Hindistan dünyanın tek ham elmas kaynağıydı. 19. Yüzyılın ikinci yarısında, ilk ham elmas Afrika’da bulundu. Şu anda başlıca elmas üreticisi ülkeler arasında Avusturalya, Zaire, Rusya, Botswana, Güney Afrika sayılabilir. Ham elmas çıkarma yöntemleri, ham elmasın kendini yerin yüzeyine ne şekilde gösterdiğine bağlı olarak değişmektedir. Kimberlit hatlarının çıkarılması için çukur açma yöntemi ya da “yeraltı madenciliği” gerekmektedir. 7 Kimberlit parçasından erozyon yoluyla kurtulan elmas kristalleri nehirlerle taşınır. Buna “alüvyal madencilik” denir. Kumlu kıyı katmanlarının kullanılması ise açık teras yapısıyla olmaktadır ki buna da “deniz madenciliği” denir. Ham elmas bulmak büyük endüstriyel operasyonların sonucu olabileceği gibi, küçük ölçekli manuel yöntemler de mevcuttur. Bir karat pırlanta için ortalama 250 ton kaya, kum ve çakılın çıkarılması gerekir. Dünyadaki yıllık üretim 100 milyon karata eşittir ki bunun sadece yaklaşık %50’si mücevher kalitesindedir. Ham elmas son şeklini ve parlaklığını alana kadar bir dizi işlemden geçer. Hiçbir ham elmas bir diğerine benzemez. Bu yüzden ham elması en avantajlı bir biçimde işlemek için ayrıntılı olarak incelemek ve en iyi berraklığı en az ağılırlık kaybıyla elde etmeye çalışmak gerekir. Ham elmasın işlenmesi sırasıyla şu adımlarla olur : – işaretleme, – yarma, – kesme, – şekillendirme ve -taşın yüzeyinde fasetler (traş edilmiş değerli taşların yüzü) oluşturmak. AMETİST (AMETHYST) Ametist kelimesi Yunanca “amethystos” denen “sarhoş değil” kelimesinden gelir. Budistler taşın meditasyona yardımcı olduğunu düşünürler ve Tibet’de tespihle yapılan dualarda Ametist taşı kullanılır. Asil mor rengiyle yıllarca kral ve kraliçelerin favori taşlarından biri olan ametist, fiyat olarak çok pahalı bir taş değildir. Renginin zenginliği ve taşın dayanıklılığı sayesinde en popüler taşlar arasındadır. AKUAMARİN (AQUAMARİNE) İsmini deniz suyundan almıştır ve soluk maviden orta koyuluktaki maviye kadar giden bir renk yelpazesi vardır. Daha koyu renkleri daha değerlidir. Açık renk ve berrak bir taş olduğundan, taşın içerisindeki lekeler rahat görünür. Bu yüzden içi temiz taşlar daha makbuldur. Efsanelere göre, akuamarinin deniz kızlarının hazinesi olduğu ve denizcileri denizde koruduğu söylenir. ZÜMRÜT (EMERALD) Zümrüt aşk ve yeni doğumu sembolize eder. Zekayı ve kalbi açık tuttuğu söylenir. Eski Mısır’da firavunlar boyunlarında zümrütle gömülürlerdi, taşın sonsuz gençliği sembolize ettiğine inanılırdı. Zümrüt Cleopatra’nın en favori yarı değerli taşıydı. 8 En değerli zümrüt taşları parlak, baharda yağmurdan sonraki çimlerin rengindeki yeşildir. Zümrütün iç kısmının lekesiz olması çok çok nadir ve bulunması çok zor olduğundan dolayı, bazı lekeler taşın değerinde azalma yaratmaz. Zümrüt, yakut, pembe ve kırmızı turmalin doğada lekeli bulunur ve lekesiz bu taşları bulmak çok zordur, sadece görece olarak daha az lekeli olanlar daha değerlidir… YAKUT (RUBY) Safirle birlikte corundum minerali ailesi üyesi olan yakut, eski dillerden olan Sanskritçe’de taşların kralı anlamına gelen ratnaraj denirdi. En makbul renkleri canlı, koyu kırmızılardır. SAFİR (SAPPHİRE) Asalet ve sadakatı simgelediği söylenen ve yakutla bilirlikte corundum minerali ailesi üyesi olan safir, doğada genellikle mavi renk ve tonlarında bulunur. Safir, kırmızı hariç tüm renklerde doğada görülebilir. Sadece kırmızı renkli bulunmazlar, kırmızı renkli olanlara yakut denir.

Comments are closed.

 
Designed by Losmedia Interactive Media Agency
    info@mineralagat.com
    +90 222 230 75 18